|
|
#1 (permalink) |
![]() |
9.sınıf 1.ünite etkinlikleri
1. ÜNİTE
GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT GÜZEL SANATLAR İÇERİSİNDE EDEBİYATIN YERİ HAZIRLIK ÇALIŞMASI 1-Güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerinin ve bilgi alanlarının hangileri arasında ilişki kurabiliriz? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız. 1-İnsanoğlu yapısı gereği güzele her zaman meyillidir. Bu nedenle güzelliğin olduğu yerde bir sanat vardır. Buradan hareketle güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerini bir araya getiren nokta sanattır. Devirler değiştikçe insanların bilgi alanları da değişmiş, bu değişim sanatta da değişimler meydana getirmiş, bu değişimlere paralel olarak da birçok sanat dalı ortaya çıkmıştır. Güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerini bir araya getiren sanat dalarına örnek ise, edebiyat, tiyatro, resim, sinema, heykel, hat, ebru, mimari, bale, opera vb. olarak verilebilir. 2- İnsanoğlu her zaman beğenme ve beğenilme arzusu içerisindedir. Bu arzu insanı çevresini güzelleştirme çabası içerisine sokmaktadır. Bu beğenilme arzusunun temelinde güzellik duygusu vardır. Güzellik duygusu da insanı sanat yapmaya, düzenli olmaya, çevresini güzelleştirmeye yönlendirmektedir. 2-İnsanların çevrelerini, eşyalarını ve kendilerini güzelleştirmeye neden ihtiyaç duyduklarını sözlü olarak ifade ediniz. 3- Çanakkale Türküsü, Çanakkale Şehitlerine şiiri ve Çanakkale Şehitleri anıtında aynı konu işlemesine rağmen farklı yöntemler kullanılması bu sanat dallarının malzemesinin farklılığından kaynaklanmaktadır. Bu da sanat eserlerinin aynı temayı sanatçının duygu düşünce ve sanat yeteneğine göre farklı farklı ifade edebileceğinin bir göstergesidir. Ama hepsinin odak noktasında aynı tema vardır. Hepside bir sanattır. Konusu, teması aynı olan bir anıt resmi, bir türkü ve bir şiire örnek: KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI (Türkü) Kollumu salladım toplar oynadı Karataş içinden çete kaynadı Yaşasın urfalılar teslim olmadı De yürüyü yürü kumandalarım yürü Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri De yürüyü yürü kahramanlarım yürü Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri Tıfıldır hastahane karşı karşı Gavur fransız' ın bomba atışı Urfa çetelerinin şaha kalkışı De yürüyü yürü kumandalarım yürü Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri De yürüyü yürü kahramanlarım yürü Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri Kurtuluş savaşı anıtı 3-Çanakkale Türküsü, Çanakkale Şehitlerine şiiri ve Çanakkale Şehitleri Anıtı’nda aynı konu işlenmesine rağmen farklı teknikler kullanılmıştır. Siz de konusu ve teması aynı olan bir anıt resmi, bir türkü ve bir şiir bulup sınıfa getiriniz. Getirilen malzemeleri konuyu işleme teknikleri bakımından birbiriyle karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz. ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı Selam durdu kayığı, çaparası, takası, Selam durdu tayfası.Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman Duman değildi bu Memleketin uçup giden kaygılarıydı. Samsun limanına bu gemiden atılan Demir değil Sarılan anayurda Kemâl Paşa'nın kollarıydı. Selam vererek Anadolu çocuklarına Çıkarken yüce komutan Karadeniz'in hâlini görmeliydi. Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar Kalktı takalar, İzin verseydi Kemâl Paşa Ardından gürleyip giderlerdi Erzurum'a kadar. Cahit KÜLEBİ 4-Atatürk’ün sanatla ilgili özdeyişlerini bularak sınıf panosuna asınız. 4- Atatürk’ün sanatla ilgili özdeyişleri: ATATÜRK’ÜN GÜZEL SANATLAR VE SANATÇI İLE İLGİLİ SÖZLERİ — “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.” —“Sanat güzelliğin ifadesidir… Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.” —“Sanatkar, toplumda uzun mücadele ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.” —“Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat, insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut olamaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.” —“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.” —“Yüksek bir insan toplumu olan Türk Milletinin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle bağlayarak geliştirmek milli idelimizdir.” —“Güzel sanatların her dalı için, T.B.M.M.’nin göstereceği ilgi ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.” —“Hepiniz millet vekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.” —“Güzel sanatlarda başarı; bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olmayan milletlere ne yazıktır. Onlar bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında, yüksek insanlık sıfatıyla tanımaktan daima yoksun kalacaklardır.” —“İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, millet ki, heykel yapmaz, millet ki, tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” —“Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bu ulusun yani değişikliğine ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavraya bilmesidir…” —“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.” —“Dünyada medeni olmak, ilerlemek ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir millet mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.” —“Aydın ve dindar olan milletimiz, ilerlemenin sebeplerinden biri olan heykeltıraşlığı en üst derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesinde atalarımızın ve bunlardan sonra yetişecek evlatlarımızın hatıralarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir.” —“Sanatkar, cemiyette uzun ceht (aşırı çalışma) ve gayretlerden sonra anlında ışığı ilk hisseden insandır.” —“Bunun içindir ki milletimizin… güzel sanatlara sevgisini… her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.” —“Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.” —“Sanatkar el öpmez; sanatkarın eli öpülür!” —“Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.” —“Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin güzel sanatlara sevgisini mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. . 1-Etkinlik: Sınıf iki gruba ayrılır. Grup sözcüleri seçilir. Birinci grup, bir yerin (deniz kıyısı, dağ, orman vb.) resmi ile doğal görünüşünü karşılaştırır ve aralarındaki farklılıkları belirler. İkinci grup doğadaki seslerle şarkı ve türkülerdeki sesleri karşılaştırır ve farklılıkları belirler. Grup sözcüleri belirlelen farklılıkları sınıfa sunarlar. Öğrenciler bu farklılıkların sebeplerini tartışırlar. Grup sözcüleri ulaşılan sonuçları tahtaya yazarlar. Deniz kıyısı görünüşü ile deniz kıyısı resmi arasında görünüş yönünden farklık vardır. Deniz kıyısı resminde ressamın duygularını, düşüncelerini ve zevk anlayışını görmek mümdündür. Ressam bu resimde kendi görmek istediği görüntüyü duygularınıda katarak tuvale dökmüştür. Deniz kıyısı görünüşünde ise doğadaki gerçeklik olduğu gibi aktarılmıştır. Resim ile görünüş arasında yorumlama ile görüntü farkı vardır. Buradan şu sonuca varabiliriz. Doğadaki somut gerçeklik sanatçının duygularının, hayallarınin, zevklerinin , hiselerinin işin içine girmesiyle yeni bir gerçeklik kazanır. Bu yeni gerçekliğe sanat adı verilir. Yukarıdaki aynı durum doğadaki seler ile türküler arasındada vardır. Türkücü de doğadaki var olan seslere kendi duygu ve düşüncelerini katarak ortaya yeni melodiler çıkarır. Var olan sese adeta kendinden bir ruh verir. Doğadaki var olan gerçekliğe insanoğlu duygu ve düşüncelerini katarsa onu sanata dönüştürür İNCELEME 1.Metin KAR Kardır yağan üstümüze geceden, Yağmurlu, karanlık bir düşünceden, Ormanın uğultusuyla birlikte Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte Kar yağıyor üstümüze, inceden. Sesin nerde kaldı, her günkü sesin, Unutulmuş güzel şarkılar için Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan, Rüzgâr gibi ta eski Anadol’dan Sesin nerde kaldı? Kar içindesin! Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! Uyandırmayın beni, uyanamam. Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, Allah aşkına, gök, deniz aşkına Yağsın kar üstümüze buram buram… Buğulandıkça yüzü her aynanın Beyaz dokusunda bu saf rüyanın Göğe uzanır-tek, tenha-bir kamış Sırf unutulmak için, unutmak ey kış! Büyük yalnızlığını dünyanın. Ahmet Muhip DIRANAS Aristo’nun hareket denklemi, K bir sabit ve V de hız olmak üzere F= KV şeklindedir. Bu yasaya göre kuvvet uygulanmayan bir cisim zorunlu olarak hareketsiz kalacaktır. 1-Kar şiiri ile yukarıdaki metni, yazılış amacı ve dil bakımından karşılaştırınız. İki metin arasındaki farklılıkları sebepleriyle birlikte maddeler hâlinde tahtaya yazınız. Kar şiiri duyguların içinde olduğu yoruma açık bir sanat metnidir. Her okuyucu kendine göre bu metinden anlam çıkarabilir. Kelimeler genellikle mecaz anlamda kullanılmıştır. Yazılış amacı şairinin duygularını dile getirmektir. Aristo’nun hareket teoremi adlı parçada ise bize sadece bir bilgiyi vermek amaçlanmıştır. Kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmış, yoruma açık değildir. Bu metnin amacı ise teorinin ne olduğunu öğretmektir. 2-[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Anıtı’nın , Kar şiirinin ve yanındaki resmin size neler düşündürdüğünü süzlü olarak ifade ediniz. Çanakkale Şehitleri anıtı Çanakkale savaşında şehit düşen askerlerin durumunu simgeleyen malzemesi taş olan bir mimari eserdir. Bu eselerle yaşadığımız ülkenin kolay kazanılmadığını, kanlarla sulanmış bir toprak parçasının üzerinde yaşadığımızı anlıyoruz. Kar şiiri şairinin duygularını anlatan, malzemesi dile dayanan bir sanat metnidir. Bu metinde her okuyucu kendine göre farklı anlamlar çıkartabilir. Ama şair genel olarak yalnızlığın insan üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur. Kar şiirin yanındaki resim ise aynı temayı işleyen, malzemesi boya olan bir sanat bir eseridir. Bu resimde ressam karla birlikte güneşin batışını simgelemiştir. 3-Kar şiirini, şiirin yanındaki resmi ve seyrettiğiniz bir sinema filmini seçtikleri anlatım yolları bakımından değerlendiriniz. Aşağıdaki şemayı da dikkate alarak güzel sanatların hangi ölçütlere göre sınıflandırıldığını belirleyiniz. SANAT İŞİTSEL (FONETİK) SANATLAR GÖRSEL(PLASTİK) SANATLAR DRAMATİK(RİTMİK) SANATLAR MÜZİK YEMEN TÜRKÜSÜ EDEBİYAT KAR ŞİİRİ MİMARİ AYASOFYA CAMİİ HEYKEL RESİM MONA LİSA HAT TİYATRO REİS BEY DANS TANGO SİNEMA TİTANİC BALE KUĞU GÖLÜ OPERA FİGARO*NUN DÜĞÜNÜ Kar şiiri duyguları kelimelerle anlatmış, yanındaki resim duyguları boya ve fırçayla anlatmış, bir sinema filmi ise duyguları canlı olarak anlatmıştır. Bu üç sanat eserinin de etkileme gücü birbirinden farklıdır. Konuları aynı olmasına karşın aynı tema üzeride birleşmişlerdir. Güzel sanatlar kullanıldığı malzemeye, yazılış amacına, dili kullanma şekline göre sınıflandırılır. 4-Sanatın sınıflandırma Şeması’na göre Kar şiiri hangi sanat dalına örnek olabilir? Siz de şemada boş bırakılan noktalı yerlere ilgili sanat dallarına ait örnekler yazınız. Kar şiiri edebiyat sanatına örnektir. Müzik: Çanakkale Türküsü Edebiyat: Kar Şiiri Mimari: Ayasofya Camii Resim: Mona Lisa Tiyatro: Keşanlı Ali Destanı Dans: Tango Sinema: Yaprak Dökümü 2.Etkinlik: Sınıf üç gruba ayrılır. Grup sözcüleri seçilir. Gruplar müziğin, resmin, şiirin olmaması hâlinde hayatımızda ne gibi eksiklikler meydana geleceğini tartışırlar. Grup sözcüleri ulaşılan sonuçları tahtaya yazar. Hayatımızda müzik, resim, şiir olmasaydı duygu ve düşüncelerimizi ifade edebileceğimiz etkinlikler olmayacaktı. Monoton bir hayat yaşamak zorunda kalacaktır. Bu durum insanoğlunun yaradılış gerçeğine aykırı olurdu. Çünkü insanın en önemli özelliği duygularını ortaya koymasıdır. Bu işi ise en iyi ortaya koyan etkinlik güzel sanat etkinliğidir. Bu yüzden bunlar olmadan hayat çekilmez olur. 5-Sizce hayal etmeden yaşamak mümkün müdür? Yahya Kemal Beyatlı’nın “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” Dizesinden yola çıkarak hayalin insan için önemini ve insanın eseri olan güzel sanatları tahtaya yazınız. Hayal etmeden yaşamak mümkün değildir. İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar. Hayaller insanı yaşama bağlayan en önemli unsurdur. Gelecek yaşamını hayaller aracılığıyla tasarlar insan. İşte sanat eseri de insanın hayalleri ile ortaya çıkan bir çalışmadır. İnsan eseri olan güzel sanatlar: Resim, Heykel, Hat, Ebru, Edebiyat, Tiyatro, Bale, Opera, sinama, dans, müzik, mimari. 6-İlmî eserlerde hayallere yer verilir mi? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları, bilimlrin ve güzel sanatların özellikleri çerçevesinde değerlendiriniz. İlmî eserlerde hayale yer verilmez. Çünkü bu metinler okuyucuya var olan nesnel bilgileri vermek için oluşturulur. Bu tür metinlerde anlatılanlar gerçektir. Bu metinlerde kullanılan kelimelerde metnin özüne uygun olarak gerçek anlamlarından kullanılır. 2.Metin KAR MÛSİKÎLERİ Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu. Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı, Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı, Bir erganun âhengi yayılmakta derinden… Duygumsa da zevk almadım İslâv kederinden. Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta, Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle, Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle. Samdım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık, Uykumda bütün bir gece Körfez’deyim artık! Yahya Kemal BEYATLI …Yeryüzüne kar yağması için, alt katmanların sıcaklığının 0 0C’un altında olması yeterlidir. Bu, karın yere düşmeden önce erimesini önler. Kuvvetli kar yağışlarıları, aşırı erime halinin yükseltide birden bire durması şeklinde açıklanır(donma çekirdekleri etkisi). Böylece karı iki temel koşul belirler: 1. Aşırı erimenin sürmemesi için oldukça fazla sayıda çekirdeğin bulunması ve yükseltide sıcaklıkların oldukça düşük olması. 2. Karın yağmura dönüşmemesi için yerdeki sıcaklığın 0 0C’un altında olması. Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklepedisi 7-Yukarıdaki paragrafla Kar ve Kar Mûsikîleri isimli [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]i yazılış amaçları bakımından karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları maddeler hâlinde tahtaya yazınız. Kar Mûsikileri ile Kar şiiri, kar yağışının insan üzerinde uyandırdığı duyguları anlatmak amacıyla yazılmıştır. Bu yönüyle her iki şiirin de yazılış amaçları aynıdır. Sadece ifade ediliş şekilleri faklıdır. Paragrafta ise bilimsel bir bilgi verilmektedir. Duygular için işine sokulmamıştır. Metin çağrışımlara kapalıdır. Bilimsel olarak karın nasıl oluştuğu hakkına bilgi verilmiştir. 8-Kar ve Kar Mûsikîleri şiirleriin birbirinden farklı olması sanat ve sanatçı ilişkisi bakımından size neler düşündürüyor? Sözlü olarak ifade ediniz. Kar Musikileri ile Kar şiirinin yazılış amaçları aynı olmasına karşın ifade ediliş şekilleri birbirinden farklıdır. Bunun nedeni ise olayı şairlerin hissediş şekillerinin farklı olmasından dolayıdır. Şairin yetiştiği çevre, kültürü, yaşadığı devrin zihniyeti şiiri yorumlayışında etkilidir. 9- Şiirdeki “Unutulmuş güzel şarkılar için”, “Beyaz dokusunda bu saf rüyanın”, “Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu”, “Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.” İfadelerinin müzik, resim ve heykel sanatları ile anlatılıp anlatılmayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız. -“Unutulmuş güzel [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] için”, “Beyaz dokusunda, saf rüyanın”, “Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu”, “Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.” İfadeleri [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], resim ve heykel sanatları ile ifade edilemez. Çünkü sanat eseri özgündür, tektir, biriciktir. Başka bir sanat eserine benzeyemez. Bu yüzden bu ifadeleri doğrudan bu sanatlarla ifade etmek mümkün değildir. Ancak ifadelerin çağrıştırdığı duygular ifade edilebilir. Birebir kendisi ifade edilemez. 3.Metin ATATÜRK, SANAT VE EDEBİYAT Dünya tarihine baktığımızda, ulusların geleceğini yönlendiren bütün büyük liderlerin sanat ve edebiyata karşı yakın ilgilerine, hatta bu alandaki uğraşlarına tanık oluruz. Ama şurası bir gerçek ki sanatın gerekliliğen inanan ve bu bilinçte olan tüm önderlerin düşğnce yapılarında demokrat ve ilerici nitelikler taşıdığnı görürüz. Sanatın temelinde var olan isnan sevgisine (insancıllığa), hoşgörüye, yaatma özgürlüğüne büyük önem veren bu önderler; sanatın gerekliliğine inanırlarken santçının da toplum içindeki saygınlığnı ve önemini özdeyiş(vecize) niteliğindeki sözlerle yeri geldiğinde her zaman vurgulamışlardır. Bir toplumun manevi yapısının mimarı olan sanatçılar için dünya tarihinde belki de en güzel, en gönendirici sözleri Atatürk söylemiştir: “Efendiler! Hayatta her şey olabilirsiniz; mebus, bakan, hatta cumhurbaşkanı… ama sanatçı olamazsınız.” Sanatçının değeri, saygınlığı, önemi ancak bu kadar anlatılabilirdi… Ne var ki Atatürk; sanatı, edebiyatı bireyci zevklerin, ilgilerin bir aracı olarak hiçbir zaman düşünmemiştir; onu, hayatla bağdaştırmış ve toplum için yararlı olan bir sanatın önemli üzerinde durmuştur. “Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.” Sözlerinde sanatın, sanatçının “hayat ve toplum” için var olduğunu vurgular. Atatürk, bu yargılar doğrultusunda Namık Kemal ve Tevfik Fikret gibi toplum sorunlarını işleyen sanatçılara sevgi duymuş, onları hayranlıkla, ilgiyle okumuştur. Sadi Borak Atatürk ve Edebiyat adlı yapıtında ; “Mustafa Kemal, Fikret’in “Sis”, “Ferda”, hatta “Zangoç” adlı şiirlerini okutup, dinlerken her kez, koymak bilmez bir tat ve haz duyuyordu.” Diye yazar. … Kuşkusuz, Atatürk sadece edebiyata değil, (Cumhuriyet’i kurduktan sonra) güzel sanatların her türlüsüne önem vermiş, ulus ve toplum için bunların gerekliliğini her konuşmasında dile getirmiştir. En büyük özelliği de konuşmalarını sözde bırakmamış, kurduğu halkevlerini birer sanat ve kültür merkezi hâline getirmişti. Mehmet Yaşar BİLEN Sonra Yazı Vardı 10-Atatürk, Sanat ve Edebiyat isimli metinden hareketle Atatürk’ün edebiyata yaklaşımını tespit ederek defterinize yazınız. Atatürk’ün, Sanat ve Edebiyat metninde edebiyata yaklaşımını: “Edebiyatı bireyci zevklerin, ilgilerin bir aracı olarak hiçbir zaman düşünmemiştir; onu hayatla bağdaştırmış ve toplum için yararlı olan bir sanatın önemi üzerinde durmuştur. İfadeleriyle özetleyebiliriz. . 11-Yukarıdaki metinde Atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi gösteren ifadeleri bulunuz. Bu ifadeleri Atatürkçü düşünceden hareketle açıklayınız. Atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi gösteren ifadeler: “Efendiler! Hayatta her şey olabilirsiniz, mebus, bakan, hatta cumhurbaşkanı… ama sanatçı olamazsınız.”, Bir ulus sanat ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.” İfadeleri atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi göstermektedir. Bu ifadeleri Atatürkçü düşüncenin ınkılapçı yapısıyla açıklayabiliriz. Atatürk ülkemizin her alanda kalkınmasını istemiştir. Bunu da yaparken sanatçılara çok iş düştüğünü belirtmiştir 12-Shakespaere dendiğinde İngiltere; Goethe ve Bach dendiğinde Almanya; Dante, Da Vinci ve Michelengelo dendiğinde İtalya; Puşkin, Dostoyevski ve Çaykovski dendiğinde Rusya; Sadi ve Hâfız dendiğinde İran; Cervantes ve Picasso dendiğinde İspanya; Chopin dendiğinde ise Polonya akla gelir. Bu durum milletlerin tanınmasında hangi etmenlerin ön plana çıktığını gösterir? Niçin? Sözlü olarak ifade ediniz. Buradan da anlaşıldığı üzere bir milleti dünya çapında tanıtan o milletin sanatçılarıdır. Bir millet sanatçısına ne kadar değer verirse, dünya da o nispette tanınacaktır. Sanatçıda eserinde evrensel konuları işleyerek her milletin ilgisini çekecektir. Burada anılan sanatçılar eserlerinde evrenselliği yakalamış, toplumunda yeterli ilgiyi görmüş, bu sayede dünya çapında tanınır hale gelmiştir. ANLAMA YORUMLAMA . 1-Yukarıdaki resimler hangi sanat dalları ile ilgilidir? Bu sanat dallarının kullandıkları malzemeleri resimlerin altındaki noktalı yerlere yazınız. Edebiyat hangi malzemeleri kullanır? Sözlü olarak ifade ediniz. 1-Tiyatro-Dekor 2-mimari-Taş 3-[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]-Ses 4-[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]-Çizgi ve renk Edebiyatın malzemesi dildir 2-İlginizi çeken bir sanat dalı var mıdır? Bu sanat dalının ilginizi çekme sebebini sözlü olarak ifade ediniz. Sizin duygularınıza hitap eden bir sanat dalının özelliklerini belirleyiniz. Bunu seçerken seçiminizde etkili olan unsurları belirlemeyi unutmayınız. 3- Mermerden mutfak tezgâhı yapan usta ile mermeri heykele dönüştüren heykeltıraşın yaptıkları arasında ne fark vardır? Sözlü olarak ifade ediniz. Mermerden mutfak tezgâhı yapan kişiye zaatkâr, mermerden heykel yapan kişiye ise sanatkâr denir. Her insan mermerden mutfak tezgahı yapmasını öğrenebilir; ama her insan mermerden heykel yapmasını öğrenemez. Mutfak tezgahı yapan kişi bu işi para kazanmak için yapar, yaptığı iş de sadece mutfak tezgahı işlevi görür. Sanatkar ise yaptığı işin içine duygularını, hislerini vb. katarak her kesin bu eserden farklı anlamlar çıkarmasını sağlar. 4-Bir ressam sokağın başında durmuş, oranın resmini çiziyormuş. Mahalledeki çocuklar çizilen resme bakıp “Meğer bizim sokağımız ne güzelmiş!” demişler. Çocukların bu sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sözlü olarak ifade ediniz. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] her kesin göremediğini gören kişidir. Burada da sanatçı herkesin göremediği ayrıntıları ortaya koymuştur. Bunu yaparken de kendi duygu ve düşüncelerini de işin içine katmıştır. Bu yönüyle sokak yeniden hayat bulmuştur. İşte çocukların hayret ettiği nokta ressamın hislerini koyarak yeniden şekillendirdiği bu noktadır. 5-“Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır.” Atatürk’ün bu sözüyle ilgili düşüncelerinizi defterinize yazınız. Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır sözüyle şunları düşünmekteyim: bir medeniyetin gelişmişlik düzeyi sanatıyla doğru orantılıdır. Sanat milletin estetik zevk anlayışının dışı yansıyan şeklidir. Sanatsever insanlar duyarlı insanlardır. Duyarlı insanlardan oluşan bir millet uyar millettir. Sanatın gelişmesi beraberinde kültür seviyesinin yükselmesini sağlayacaktır. Bu özellik milletin fertlerini de ister istemez etkileyecektir. Bu yüzden sanata sahip çıkan milletler uygarlık yolunda ilerliyor demektir. 1. ÜNİTE GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT ÖLÇME-DEĞERLENDİRME 1-Aşağıdaki cümlelerin karşılarına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız. Sanat eseri öncelikle doğruluk ve fayda değil güzellik amacı güder. (D) Sanat eseri bilimsel eserler gibi bilgilendirici ve nesnel olmalıdır. (Y) 2-Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere uygun kelimeyi yazınız. Resmin malzemesi fırça, boya, tuval; edebiyatın malzemesi ise DİLdir. 3-Aşağıdaki sanat dallarından hangisi edebiyatla ilişkilidir? A)Pandomim B)Bale C)Heykel D)Mimari E)Tiyatro Seçeneklerde verilen sanat dallarından tiyatro edebiyatla ilgilidir. Cevap E seçeneğidir. 4-Aşağıdakilerden hangisi edebî metin olabilir? A)Yemek tarifi metni B)Anne [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]sini konu alan bir metin C)Toricelli’nin basınç deneyini anlatan bir metin D)Trafik kazasını anlatan bir haber metni E)Karadeniz’in nüfus yapısını anlatan metin A,C,D E seçeneklerinde verilenler doğrudan bilgi vermeyi amaçlayan metinlerdir. Bu nedenle bunlar cevap olamazlar. B seçeneğinde ise anne sevgisini konu alan metinde duygu, düşünce, his gibi duygular işin içine girdiği için doğru cevap B seçeneğidir. 5-“İhtiyar uyanmış gibi: -Evet [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]um, dedi, böyle bir yaratmaya varmak için insanın inanması, sanata inanması, eseri ile uzun zaman baş başa yaşaması gerekir. Bu gölgelerden bazıları da bana o kadar emeğe mal oldu ki!.. mesela şurada, yanakta, gözlerin altına hafif bir gölge var; bana tabiatta bakarsanız, sanatın ifade edemeyeceğini sanırsınız… Porbus, ihtiyarın omzuna vurdu, sonra Poussin’e dönüp; Poussin ağır, ciddi bir eda ile: -Ressam olmaktan çok bir şair, dedi. Porbus resme dokunarak: -İşte bizim sanatımız yeryüzünde, burada biter, dedi. -Sonra da gidip göklerde kaybolur. Porbus: -Ama bu bez parçası üzerinde ne hazlar var, dedi.” Bilinmeyen Şaheser adlı romandan alınmış olan yukarıdaki parçada sanatın hangi yönlerine vurgu yapılmıştır? Defterinize yazınız. Yukarıdaki parçada: Sanatçının eseriyle nasıl bütünleştiği, eser oluşturulurken büyük bir emek sarf edildiği, bir sanat eserinin üzerinde sanatçının bütün duygu ve zevklerini görmenin mümkün olduğu üzerinde durulmuştur. 6-“Sanatçı, toplumda uzun çalışmalardan, çabalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.” Atatürk’ün yukarıdaki özdeyişi ile ilgili düşüncelerinizi aşağıya yazınız. Sanatçı topluma yol gösteren insandır. Sanatçı aynı zaman da yaşadığı toplumun sorunlarını iyi bilen bu sorunlara ortaya koyduğu eserlerle çözüm arayan kişidir. Bu nedenle sanat eseri ve sanatçı topluma yol göstermeli, toplumun ihtiyaçlarını hissetmeli, duyarlı olmalıdır. ================================================== ============ EDEBİYATIN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ HAZIRLIK ÇALIŞMASI 1-Tarih, sosyoloji, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tıp ve psikoloji gibi bilim ve bilgi dallarının hangi konuları kapsadığını belirleyerek defterinize yazınız. Tarih: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır.[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]in konusu Geçmiş zamanda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir. Sosyoloji: Sosyolojinin ana konusu toplumdur. Sosyolojinin konusu daha dar anlamda toplum yapısı, toplumsal kurumlar toplumsal ilişkiler, sosyal grup, sosyal tabakalaşma, kültür ve tüm bu unsurlarda meydana gelen değişme ve gelişmelerdir. Matematik: Biçim sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri üst bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzam bilgisi gibi dallara ayrılan bilim dalıdır. İlgi alanları Kişiyi günlük yaşamında etkileyen basit olgulardan başlayıp, evrenin yapısına kadar giden düşüncelerin hepsinde matematik vardır. Ona verilebilecek nitelikler de pek çoktur. İnsanlığın ortak düşünme aracıdır, evrensel dildir, bilimdir, sanattır… O, insan aklının güzelliğini ve yüceliğini gösteren yetkin bir yapıttır. Fizik: Madde ve madde bileşenlerini inceleyen, aynı zamanda bunların etkileşimlerini açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır Fiziğin amacı evrendeki "gözlenebilir" niceliklerin (enerji, momentum, açısal mom entu m, spin vs.) "nasıl" değiştiğini anlamaktır. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]: atomları, element ya da bileşik haldeki maddelerin yapısını, bileşimini ve özelliklerini (makroskopik ve mikroskobik boyutta), uğradıkları dönüşümleri, bu dönüşümler sırasında açığa çıkardıkları ya da soğurdukları enerji ve entropiyi inceleyen bilim dalıdır. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] veya Canlı bilimi: canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Biyologlar, tüm canlıları - tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar - onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte incelerler. Tıp:İnsan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]ı sağaltma (tedavi etme), ve [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerinşemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücutsistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir. Psikoloji: İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ve kendi içinde de dengeli bir gelişme sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana bu gelişim ve uyum sürecinde yardımcı olabilir. 2-Derslerde konuyla ilgili birden fazla aracın kullanılması ve dersin farklı yöntemlere başvurması ele alınan konunun kavranma sürecini nasıl etkiler? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız. Derslerde konuyla ilgili farklı araçların kullanılması dersin hem sıkıcılığını önler hem de dersin daha zevkli ve uygulanabilir hale gelmesine yardımcı olur. Verilmek istemen konu daha iyi kavratılmış olur. İNCELEME VADİDEKİ ZAMBAK Dostum, dağınık hayat deneyimlerimi size iletmek için bir araya toplamaya çalışmak, ustaca hareket etmeniz gereken bir çevredeki tehlikeler karşısında sizi silahlandırmak, bilseniz ne büyük bir mutluluk benim için! Her şeyden önce, bir bütün olarak ele aldığım toplum hakkındaki fikrimin üstünde durun. Ben bu noktaya bir değinip geçtim ama zaten size bir şeyi kısacık anlatmak da yeter. Toplumların kaynağı tanrısal bir nitelik mi göstermiştir, yoksa bunlar insanlar tarafından mı yaratılmıştır, bilmiyorum; hangi yönde gelişme gösterdiler deseniz onu da bilmiyorum; ama bence, bu konuda muhakkak olan bir şey varsa o da toplum denen şeyin var olduğudur. Bir kenarda kalıp yaşamak yerine, toplumların içine girmeyi kabul ettiğiniz andan itibaren, onu yaratan kuralların da iyi olduğunu kabul etmek zorundasınız. İşte, yarın, bu toplumlarla sizin aranızda da bir anlaşma imzalanacak. Bugünün toplumu insana faydalar sağlamaktan çok onu sömüren bir toplum mudur acaba? Öyledir bence, ne var ki insanın arada kazançtan çok birtakım sorumluluklar ve yükümlülüklerle karşılaması ya da kişiye sağladığı faydaları fazlasıyla pahalı satın alınması konusuna gelince, bunlar bireyi değil yasa koyucuyu ilgilendirir daha çok. Böyle olunca ben o kanıdayım ki ister sizin için faydalı ister zararlı olsun, asıl olan toplumda belirmiş genel kurallara uymaktır. İlk bakışta basit gibi görünür bu ilke, oysa uygulanması çok zor bir şeydir. Gerçekten bu ilke bir ağacı canlandırmak, yeşili korumak, çiçekleri açtırmak, meyvelerini herkesin hayranlığını toplayacak şekilde olgunlaştırmak için en ince, kılcal damarlara sızan öz su gibidir. Aziz Felix, yasaların hepsi kitaplarda yazılı değildir, törelerin yarattığı yasalar da vardır, bunların en önemlileri ise en az bilinenleri olmaktadır; hareketlerinizi, konuşmalarınızı, dış hayatınızı, toplum önüne çıkma, servete yaklaşma gibi durumlarınızı yöneten bu yasaların öğretmeni de, kitabı da, okulu da yoktur. Bu toplum yasalarına uymamak demek, toplumsal dünyaya hâkim olacak yerde, o dünyanın köleliğini kabul etmek demektir… Toplumu, kurnaz davranıp herkesin zararına olarak kendi mutluluğunu yaratma kuramıyla açıklamaya çalışmak yıkıcı bir tavırdır; çünkü bu açıklama tarzının ağır sonuçları, yasaları, toplumu ya da insanları atlatarak, harcayarak elde edilen şeyin haklı ve uygun olduğuna inanmaya zorlar… Toplumu böyle gören kimse için, elde edilmesi istenen bir servetin ortaya çıkardığı tek mesele, sonu bir milyon lira ya da küre; yüksek bir mevki ya da şerefsizlik olan bir kumardan öteye geçmeyecektir, dostum. Honore de [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Vadideki Zambak Çiviren: Cemal SÜREYA 1-“Toplumların kaynağı tanrısal bir nitelik mi göstermiştir, yoksa bunlar insanlar tarafından mı yaratılmıştır, bilmiyorum; hangi yönde gelişme gösterdiler deseniz onu da bilmiyorum; ama bence, bu konuda muhakkak olan bir şey varsa o da toplum denen şeyin var olduğudur.” “Aziz Felix, yasaların hepsi kitaplarda yazılı değildir, törelerin yarattığı yasalar da vardır, bunların en önemlileri ise en az bilinenleri olmaktadır; hareketlerinizi, konuşmalarınızı, dış hayatınızı, toplum önüne çıkma, servete yaklaşma gibi durumlarınızı yöneten bu yasaların öğretmeni de, kitabı da, okulu da yoktur.” “Toplumu böyle gören kimse için, elde edilmesi istenen bir servetin ortaya çıkardığı tek mesele, sonu bir milyon lira ya da küre; yüksek bir mevki ya da şerefsizlik olan bir kumardan öteye geçmeyecektir, dostum.” Yukarıdaki Vadideki Zambak adlı romana ait olan metinden üç parça verilmiştir. Bu parçaların hangi bilim ya da bili dallarıyla ilgili olduğunu belirleyerek sebepleriyle birlikte defterinize yazınız. Yukarıdaki verilen üç parçada da ele alınan konular sosyolojinin ilgi alanlarıyla ilgilidir. Üç parçada da toplumsal bir durum dile getirilmiştir. Toplumların yapısı ve özellikleriyle sosyoloji bilimi ilgilenir. 2-“ Bir kenarda kalıp yaşamak yerine, toplumların içine girmeyi kabul ettiğiniz andan itibaren, onu yaratan kuralların da iyi olduğunu kabul etmek zorundasınız.” Yukarıdaki cümlenin bilimsel bir değeri olup olmadığını belirleyerek Vadideki Zambak metninde ifade edilen düşüncelerin bilimsel açıdan bir değer taşıyıp taşımadığını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sebepleriyle birlikte tahtaya yazınız. Yukarıdaki parça bilimsel bir değer taşımaktadır. Çünkü bu ifade sosyoloji biliminin ilgi alanına girmektedir. Edebî eserler bilimlerin verilerinden yararlanır, yararlanırken de bu verileri düzenler, hayal süzgecinden geçirir. Bu nedenle edebî eser bilimsellikten uzaklaşır. Bir edebî eserin bilimlerden yararlanması onun bilimsel olduğunu göstermez. Bu yüzden parçadaki her düşünceye bilimsel diyemeyiz. 3-Vadideki Zambak adlı metnin yazılış amacını ve temasını belirleyiniz. Bu temanın başka bilim dallarında da ele alınıp alınamayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonucu, edebî eserler ile bilimsel eserlerin yazılış amaçları çerçevesinde değerlendirerek defterinize yazınız. Vadideki Zambak adlı metnin yazılış amacı toplumda yerleşmiş kuralların neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu çerçevede metnin teması toplumdur. Bu tema başka bilim dallarında ele alınıp işlenebilir. Bir tarihi toplum meydana getirdiği için tarih bilimi, toplumu insanlar oluşturduğu için psikoloji bilimi de rahatlıkla bu konuyu işleyebilir. Edebi eserlerin yazılış amacı okuyucuya estetik bir zevk vermektir. Bilimsel metinlerin amacı ise okuyucuya doğrudan genel geçerliği olan kişiden kişiye değişmeyen nesnel bilgiler vermektir ANLAMA YORUMLAMA 1-Bir edebî eserin değişik bilim dallarından faydalanması edebî esere bilimsel bir eser niteliği kazandırır mı? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız. Bir edebî eserin değişik bilim dallarının verilerinden faydalanması ona bilimsel bir özellik kazandırmaz. Çünkü edebî eser faydalandığı bilimin verilerini kendi süzgecinden geçirerek tekrar oluşturur. Bu oluşumda hayallere, duygulara da yer verilir. Hayalin, duygunun, öznelliliğin olduğu metinde bilimsel nitelik taşımaz. MATEMATİK Bir sınıfta tam kırk çocuk dizili; Bir kara tahta, üstünde bir üçgen; Bir koca daire, sağır, çekingen; Merkezi güm güm eder davul gibi. Dilsiz, vatansız harfler küme küme, Bekleşir dururlar, azap içinde. Bir yağmurun yan kenarı tamtakır, Bir ses yükselir yükselir, alçalır. Azgın bir problem tutar yolunu, Döner döner ısırır kuyruğunu. Bir açının çeneleri gerilir; Kurt mudur, köpek mi, neyin nesidir? Ne kadar rakam varsa yeryüzünde Üşüşmüş, karınca gibi, tahtaya; Koşarlar bir yuvadan bir yuvaya; Fal taşınla dönmüş gözler önünde. Jules SUPERVIELLE Çeviren: Sabahattin EYUPOĞLU 2-[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] şiirini edebiyat-bilim ilişkisi açısından inceleyiniz. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz. Matematik şiirinde [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] biliminin terimleri kullanılmıştır. Bu terimlerin kullanılması şiire bilimsellik kazandırmamıştır. Sadece bu terimler kullanarak şair kendi duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Bu da edebi eserler diğer bilimlerin verilerinden ve terimlerinden yararlanır ama bu aldığı bilgileri kendince dönüştürerek ortaya koyar. 3-Jules Verne’in 19. Yy.da yazdığı bilim-kurgu türündeki romanlarında Ay’a yolculuk gibi bilimsel gelişmeleri ve bazı icatları önceden hayal etmesi, edebiyat-bilim ilişkisi hakkında size neler düşündürür? Değişik bilim dallarını da göz önünde tutarak tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız. Edebî eserlerin temelinde hayal vardır. Hayaller edebî esere yön verir. Bazı edebi eserlerde de bu hayallerin gerçekleştiğini görmemiz mümkündür. Buradan şunu söylemek mümkündür. Edebi eserlerdeki hayaller gerçekleşmeyecek diye bir şey yoktur. Burada olduğu gibi edebî eserlerde anlatılan bazı durumlar bilimlerin gelişmesiyle gerçeğe dönüşebilir. Bu durum edebi eserlerin bilime ilham kaynağı olabileceği sonucuna varabiliriz. 1. ÜNİTE Edebiyatın bilimlerle ilişkisi ÖLÇME-DEĞERLENDİRME 1-Aşağıdaki cümlelerin karşılarına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız. Birinci Dünya Savaşı’nı anlatan bir edebî metin, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] biliminden yararlanır. (Y) İnsanın ruhsal durumunu anlatan bir edebî metin, psikoloji biliminden yararlanır. (D) 2-“Hasta çocuklar, yanlarında ailelerinden birer büyük insan-ki hastalardan daha endişeli görünüyorlar- ve bir anne, pelerinini iliklemek bahanesiyle omuzu sarılı çocuğunun sırtını okşuyor; onu biraz sonra çekeceği acıya hazırlamak için. Sıralarda hiç düz oturan yok. Hatalar sarılı bir kol veya bacağın bozduğu muvazene ile hep umutları kırılmış, yamru yumru duyuyorlar ve büyükler küçüklere doğru eğilmişler.” Yukarıdaki paragraftan hareketle aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere uygun kelimeyi yazınız. Bu edebî metin incelenirken psikoloji biliminden yararlanılır. 3-Aşağıdakilerden hangisi edebiyat-sosyoloji ilişkisiyle ilgili ulaşılabilecek sonuçlardan biri değildir? A)Edebî metinlerin sosyal bir çevrede ortaya çıkması B)Edebiyat ve sosyolojinin birbirini etkilemesi C)Edebî eserlerin bir dönemin toplumsal hayatına ışık tutmas D)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]ın toplumsal olayları tarafsız bir şekilde işlemek zorunda olması E)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]la sosyolojinin amaçları bakımından birbirinden ayrılması A,B,C,E seçenekleri edebiyat-sosyoloji ile ilgili ulaşılabilecek sonuçlardır. Ancak D seçeneğinde verilen yargı bilimsel eserler için geçerlidir. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ile doğrudan ilgili bir yargı değildir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir. 4-Bir edebî eser meydana getirilirken neden başka bilimlere ihtiyaç duyulur? Aşağıya yazınız. Bir edebî eser oluşturulurken bilimlerin verilerinden faydalanmak eserin etkileyiciliğini arttırır. Örneğin tarih [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]ı yazacak bir yazar, tarih bilimin verilerinden yararlanmadan bu romanı yazması onun etkileyiciliğini azaltır. Ama tarihteki olayları bilip de [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]ını kurgularsa etkileyiciliği daha fazla olur. Bu yüzden edebî eserler bilimlerin verilerine ihtiyaç duyar.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]İyi Niyetin Bittiği Noktadayım.! Konu MiqRoBiotik tarafından (1. Ekim 2009 Saat 19:23 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
| MiqRoBiotik Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 18 Kisi: |
"MéRvé" (7. Ekim 2009), alialper (4. Ekim 2009), aslan_emre (28. Eylül 2009), byza (3. Ekim 2009), ece keser (20. Kasember 2009), esme (5. Ekim 2009), kenan (12. Ekim 2009), kristen değer (12. Ekim 2009), lahti_01 (1. Ekim 2009), LiseLee (14. Ekim 2009), master123456 (30. Eylül 2009), mervee (3. Ekim 2009), mrvgrdn (27. Ara lık 2009), robandbella (10. Ekim 2009), sago-pa (10. Ekim 2009), selçukalboğa (3. Kasember 2009), sweet.casper (12. Ekim 2009), tayfun6774 (6. Ekim 2009)
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Eyl 2009
Konular: 0
Mesajlar: 1
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
|
ty 4 paylasım
---------- Post added at 17:34 ---------- Previous post was at 17:33 ---------- qqqqqqqqqqqqqqqqqqqq
__________________
Bu İmza Otomatiktir Profilden Değiştirebilirsiniz [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
| Güven Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: |
lahti_01 (12. Ekim 2009)
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
ÖnemLi değiL =))
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]İyi Niyetin Bittiği Noktadayım.! |
|
|
|
| MiqRoBiotik Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: |
lahti_01 (12. Ekim 2009)
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Eyl 2009
Konular: 0
Mesajlar: 2
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
|
ünitelerin devamı var mı yaa??
__________________
Bu İmza Otomatiktir Profilden Değiştirebilirsiniz [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
Olmaz mı var ekliyorum hemen
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]İyi Niyetin Bittiği Noktadayım.! |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Eyl 2009
Konular: 0
Mesajlar: 3
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
|
devamını bekliyoruz
__________________
Bu İmza Otomatiktir Profilden Değiştirebilirsiniz [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
ekledim
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]İyi Niyetin Bittiği Noktadayım.! |
|
|
|
| MiqRoBiotik Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: |
esme (29. Eylül 2009)
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Eyl 2009
Konular: 0
Mesajlar: 3
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
|
nasıl açıcam
---------- Post added at 17:59 ---------- Previous post was at 17:55 ---------- tmm açıldı sağol doğru olup olmadıklarını nasıl anlıcaz
__________________
Bu İmza Otomatiktir Profilden Değiştirebilirsiniz [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
Doğru kendinde yap bak meb*n öğretmen kitabına yanlış cevaplar verceğini sanmıorum
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]İyi Niyetin Bittiği Noktadayım.! Konu MiqRoBiotik tarafından (29. Eylül 2009 Saat 18:02 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
| MiqRoBiotik Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: |
hoptechci (1. Ekim 2009)
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Eyl 2009
Konular: 0
Mesajlar: 2
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
|
nerde eklediğiniz şeyi göremiyorum dilin insan ve toplum hayatındaki yeri ve önemi adlı konu yokmuu lütfen devamını getirin
__________________
Bu İmza Otomatiktir Profilden Değiştirebilirsiniz [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| 1unite, 9sinif, etkinlikleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|
Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:24.
Site Kuruluş Tarihi : 20/10/2008
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. |